Kimya sanayisi; yüksek enerji tüketimi, sıkı regülasyonlar, sürdürülebilirlik hedefleri ve küresel rekabetin etkisiyle önemli bir dönüşümden geçiyor. Yapay zeka ise enerji yönetiminden üretime, Ar-Ge çalışmalarından tedarik zincirine kadar sektörün birçok alanında yeni imkânlar sunuyor. “TRAI – Liderlerle Yapay Zeka” röportaj serisi kapsamında Akkim Genel Müdürü Veysi Küçük ile yapay zekanın kimya sanayisindeki kullanım alanlarını, Akkim’in hayata geçirdiği uygulamaları ve bu projelerden elde edilen sonuçları konuştuk.
– Kimya sanayii enerji maliyetleri, sürdürülebilirlik baskısı, tedarik zinciri kırılganlığı ve küresel rekabet nedeniyle ciddi bir dönüşümden geçiyor. Yapay zeka bu dönüşümde sizce en çok hangi problemi çözme potansiyeline sahip?
Kimya sektörü hem büyük enerji tüketicisi hem de standardizasyonun, regülasyonların ve küresel rekabetin yüksek olduğu bir sektör. Yapay zeka ile en büyük farkı yaratabileceğimiz alanların başında, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik geliyor. Bu kapsamda üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den kaynak kullanımına kadar tüm operasyonel süreçlerin veri odaklı değerlendirilmesi daha etkin bir süreç yönetimine katkı sağlıyor. Yapay zekanın veri odaklı karar alma süreçlerinde önemli etkileri olacağına inanıyoruz.
Akkim olarak biz de yapay zekayı karar alma süreçlerimizi destekleyen ve operasyonel etkinliği artıran bir araç olarak değerlendiriyoruz. Yapay zeka destekli analizler, dijital Ar-Ge uygulamaları ve akıllı üretim teknolojileri ile ürün geliştirme ve proses iyileştirme süreçlerimizi daha hızlı ve etkin hale getiriyoruz.
Bu doğrultuda, entegre akıllı enerji izleme sistemleri sayesinde Yalova’daki Klor Alkali tesisimizde beklenenin üzerindeki elektrik tüketimini gerçek zamanlı verilerle optimize ederek, tek bir projede yılda yaklaşık 200 bin dolar tasarruf sağladık. Nazilli fabrikamızda da üretim verilerini dijital ortamda izlenebilir hale getirdik ve optimizasyon çalışmaları ile yıllık 2 bin 900 ton buhar tüketimi tasarrufu elde ettik. Aynı zamanda tedarik zincirlerimizde, yapay zeka destekli optimizasyon çalışmalarıyla olası aksaklıkları öngörme, stokları optimum seviyede tutma ve lojistik planlamayı iyileştirme yönünde çalışmalar yürütmeye de devam ediyoruz.
Uzun vadede bizi küresel rekabette öne çıkaracak en önemli unsurlar, verimlilik, çevresel performans ve esneklik olacaktır. Yapay zeka da bu üç alanda önemli bir katalizör görevi görüyor.
– Akkim’de bir yapay zeka projesine öncelik verirken hangi kriterlere bakıyorsunuz?
Yapay zeka projelerini değerlendirirken öncelikle şirkete sağlayacağı potansiyel değere, yaratacağı öğrenme fırsatına ve kurumsal yetkinliklerimize katkısına bakıyoruz. Yatırım tutarı makul düzeydeyse ve projenin anlamlı bir değer yaratacağına inanıyorsak, finansal etkisi kısa vadede netleşmese bile projeyi hayata geçirebiliyoruz. Projelerin verimlilik ve optimizasyon açısından sağlayacağı katkıları da birlikte değerlendiriyoruz. Ancak yüksek bütçeli yatırımlarda mutlaka maliyet-fayda ve yatırım getirisi analizi yapıyoruz.
– Akkim birçok farklı sektöre ara ürün ve çözüm sağlayan bir şirket. Bu çeşitlilik yapay zeka açısından nasıl bir avantaj yaratıyor?
Akkim olarak, farklı sektörlere ve ihtiyaçlara yönelik çözüm ve uygulama alanlarımız, ürün portföyümüzün çeşitliliğinin yanında sektörel deneyim ve tecrübemizi de yansıtıyor. Bu geniş ürün yelpazesi ve farklı sektörlere hitap eden ara ürün portföyü, yapay zeka çalışmalarında bize ciddi bir veri zenginliği ve çeşitliliği sunuyor. Farklı tesislerden gelen üretim verilerini tek çatı altında toplayabiliyor ve analitik modeller için geniş bir veri seti oluşturabiliyoruz.
Ayrıca Ar-Ge çalışmalarımızı gerçekleştirirken, farklı sektörlerdeki müşteri ihtiyaçları da bize yeni bakış açıları kazandırıyor. Bir sektördeki yeni bir trend veya ihtiyaç, başka bir alanda yeni bir ürün fikrine dönüşebiliyor. Bu çeşitlilikten doğan farklı alanları, yapay zeka ile analiz ederek yeni formülasyonlar, yeni malzemeler ve yenilikçi çözümler geliştirme potansiyeli elde ediyoruz. Akkim olarak, sektörel uzmanlığımızı üretim gücümüzle birleştirerek katma değer yaratan ürün ve çözümlere odaklanıyoruz. Bu yaklaşımımız dijital teknolojilerin katkısıyla daha da güçlenmeye devam ediyor.
– Kimya sektöründe Ar-Ge ve formülasyon süreçleri hem zaman hem maliyet açısından kritik. Yapay zeka nasıl bir rol oynayabilir?
Kimya sektörü, Ar-Ge çalışmalarında yüksek sermaye ve zaman gerektiren deneme-yanılma süreçlerine sahip. Yapay zeka işin doğasını değiştiriyor. Kimyasal süreçlerde çok sayıda parametre bulunuyor. Yapay zeka bu parametreler arasındaki ilişkileri analiz ederek, en uygun kombinasyonların belirlenmesine katkı sağlayabiliyor. Ayrıca, yapay zeka yeni ürün geliştirme süreçlerinin hızlandırılmasında da kritik bir öneme sahip.
Akkim olarak; 78 aktif proje ve 52 kişilik Ar-Ge ekibimizle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dijital Ar-Ge altyapımız sayesinde yeni ürün tasarımı, formülasyon geliştirme ve performans analizlerinde daha hızlı ve doğru sonuçlara ulaşmayı hedefliyoruz. Gelişmiş makine öğrenimi modelleri sayesinde, laboratuvar sonuçlarını ve malzeme özelliklerini henüz test etmeden yüksek doğrulukla tahmin edebiliyoruz.
Ayrıca üretken yapay zeka uygulamaları sayesinde literatürdeki yeni formüller, patent analizleri ve benzer moleküler yapıların özellikleri daha hızlı değerlendirilebiliyor. Yakın dönemde Ar-Ge ekiplerimiz yapay zeka destekli formül önerileri ve analitik cihazlardan elde edilen verilerin makine öğrenmesi ile yorumlanması gibi alanlarda önemli bir hız kazandı. Bunun da yeni ürünlerin pazara sunulma sürelerini kısaltacağına inanıyoruz.
– Üretimde kalite, güvenlik ve süreç kontrolü açısından yapay zeka hangi alanlarda fark yaratabilir?
Sektörümüzün dinamiklerine baktığımızda kalite, güvenlik ve proses yönetimi her zaman öncelikli konular arasında yer alıyor. Biz, yapay zeka ve dijital teknolojileri ekiplerimizin karar alma süreçlerini destekleyen ve verimliliği daha üst seviyeye taşıyan araçlar olarak değerlendiriyoruz. Üretim sahalarımızda sensörler ve dijital sistemlerden gelen verileri akıllı yazılımlarla analiz ediyoruz. Operatörlerimiz ve mühendislerimiz kendi tecrübelerini kullanırken arka planda çalışan sistemler kritik durumlar için uyarılar ve öneriler sunuyor. Klor Alkali üretim hattımızda devreye alma çalışmaları devam eden yapay zeka destekli üretim izleme platformu sayesinde yüzlerce sensörden gelen veri gerçek zamanlı analiz ediliyor. Normal dışı bir sapma tespit edildiğinde ekiplerimiz hızlı şekilde bilgilendiriliyor. Bu erken uyarılar sayesinde kalite parametrelerindeki bozulmaları veya güvenlik açısından risk oluşturabilecek eğilimleri önceden tespit ederek, hızlıca aksiyon alabiliyoruz.
Yapay zekanın karar destek mekanizmalarında akılcı şekilde kullanılması büyük önem taşıyor. Teknoloji bir araç. Asıl başarı, yapay zekayı günlük karar alma süreçlerinin parçası haline getirebilmekte. Yapay zekayı insanın yerine geçen değil, insanın kararlarını güçlendiren bir yol arkadaşı olarak görüyoruz.
– Sürdürülebilirlik başlığında yapay zeka şirketlerin performansını nasıl değiştirebilir?
Sürdürülebilirlik çevresel sorumluluğun yanında, aynı zamanda rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline geldi. Kaynakların verimli kullanılması, enerji tüketiminin optimize edilmesi ve çevresel etkinin azaltılması tüm sektörler için öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.
Akkim olarak; karbon ayak izini, atığı, su ve enerji tüketimini kararlılıkla yönetmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda; sürdürülebilirlik performansımızı artırmak için gerçek zamanlı veriden yararlanıyoruz. Yenilenebilir hammaddeler, çevre dostu formülasyonlar ve yaşam döngüsü yaklaşımı odağında çalışmalar yürütüyoruz. Sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçlerinde değil, ürün tasarımından başlayarak değer zincirinin tamamına entegre etmeyi hedefliyoruz.
Gerçek zamanlı veriler sayesinde emisyon ve kaynak kullanımını daha doğru ölçebiliyor ve yeni verimlilik fırsatları oluşturabiliyoruz. Enerji tüketim optimizasyonu projelerimizde tüketim eğrilerini analiz ederek tasarruf senaryoları geliştiriyoruz. Yakın zamanda APS tesisimizde devreye aldığımız karbon ayak izi izleme platformu ile karbon ayak izimizi gerçek zamanlı olarak takip ediyor ve iyileştirmeye açık alanları daha net görebiliyoruz.
– Yapay zekadan gerçek değer üretmek için şirketlerin en kritik hazırlık alanı nedir?
Yapay zekayı gerçek iş değerine dönüştürmek için en kritik hazırlık alanlarının başında veri kalitesi ve entegrasyonu geliyor. Eğer elinizdeki verilere güvenemiyorsanız, dünyanın en iyi algoritması dahi zayıf sonuç verecektir. Bazı projelerde fikir ve kullanım alanı hazır olsa bile verilerin farklı sistemlerde dağınık olması veya sistemlerin birbiriyle konuşmaması uygulamayı zorlaştırabiliyor. Bu nedenle verilerin toplanması, temizlenmesi ve entegre edilmesi büyük önem taşıyor. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda, Akkim’de dijital dönüşüm çalışmalarının önemli bir ayağı veri altyapısının güçlendirilmesi oldu.
– Yapay zeka dönüşümünün yalnızca teknoloji ekipleriyle sınırlı kalmayıp tüm organizasyon tarafından sahiplenilmesi için ne yapmak gerekiyor?
Öncelikle yapay zekanın yalnızca teknoloji ekiplerinin işi olmadığını kabul etmek gerekiyor. Teknoloji ekipleri bu sürecin destekleyicisi olabilir; ancak asıl sahipliğin iş birimlerinde ve süreç sahiplerinde olması gerekiyor.
Bu nedenle kurum genelinde eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla başlamak önemli. Somut kullanım örneklerinin, iyi uygulamaların ve temel kavramların paylaşılması, özellikle teknik olmayan ekiplerin yapay zekayı nerede ve nasıl kullanabileceklerini görmelerini kolaylaştırıyor. Akkök Holding’de ve Akkim’de de bu yaklaşımla ilerledik. Eğitimlerin ardından ekipler küçük gruplar halinde olası kullanım alanlarını değerlendirdi, uygulanabilir projeleri belirledi ve devreye aldı. Bu kapsamda Dijital Dönüşüm Fakültesi aracılığıyla 200’den fazla çalışanımıza dijital yetkinlik eğitimleri verdik.
Akkim olarak yapay zekayı tüm süreçlerimize entegre etmeyi stratejik bir hedef haline getirdik. Üst yönetimden saha ekibine kadar herkesin bu dönüşümü sahiplendiği, yeniliğe açık bir kültür inşa ediyoruz. Çünkü asıl dönüşüm yalnızca bir yazılım sistemi kurmakla değil, tüm organizasyonun sürece katılmasıyla gerçekleşiyor.
– Yapay zekayı etkin kullanan şirketlerle kullanamayanlar arasında nasıl bir fark oluşacak? Türkiye kimya sanayii bunu rekabet gücüne dönüştürebilir mi?
Önümüzdeki dönemde farkı belirleyecek unsur yalnızca teknolojiye erişim değil, teknolojiyi iş süreçlerine ne kadar etkin şekilde entegre edebildiğimiz olacak. Yapay zekayı etkin kullanan şirketler ile kullanmayanlar arasında giderek açılan bir makas göreceğiz. Bu fark, sadece teknoloji düzeyinde kalmayacak, aynı zamanda rekabet gücüne de yansıyacak. Veriyi etkin kullanan, süreçlerini daha hızlı analiz edebilen, kaynaklarını daha verimli yöneten ve inovasyon kabiliyetini güçlendiren şirketlerin önemli bir rekabet avantajı elde edeceğini düşünüyorum.
Türkiye kimya sektörü, güçlü üretim altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve gelişen Ar-Ge kapasitesiyle dönüşümden önemli kazanımlar elde edebilecek potansiyele sahip. İlerleyen dönemde sektörümüzün teknoloji destekli inovasyon yaklaşımları ile küresel rekabet gücünü daha da artıracağına inanıyorum.
Yapay zeka destekli talep tahmini ve stok optimizasyonu çalışmalarımız, talebi daha doğru planlamayı, stok seviyelerini daha etkin yönetmeyi ve teslimat kabiliyetimizi güçlendirmeyi sağladı. Bu çalışma, Teknoloji Kaptanları Ödülleri’nde iki ayrı kategoride ödüle layık görüldü.
Ancak ölçütümüz sadece ödüller değil; yapay zekanın Akkim’de gerçek bir karar alma aracına dönüşüp dönüşmediği. Teknolojiyi kurmak bir başlangıç, onu günlük iş kararlarının doğal bir parçası haline getirmek ise asıl dönüşüm. Bu anlayışla ilerleyen dönemde de yapay zekayı bir yol arkadaşı olarak konumlandırmaya, insanın deneyimiyle teknolojinin analitik gücünü buluşturmaya, küresel rekabetteki gücümüzü artırmaya devam edeceğiz. Çünkü teknoloji hızla değişiyor, ama iyi karar almak, her dönemde insan meselesi olmaya devam edecek.





