“Yapay Zeka, Yalıtımda Stratejik Bir Kaldıraç Olacak”

gradient-dot-glow

“Yapay Zeka, Yalıtımda Stratejik Bir Kaldıraç Olacak”

gradient-dot-glow

Yalıtım sektörü, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve karbon azaltımı hedefleriyle Türkiye için stratejik önem taşıyan alanların başında geliyor. Yapay zeka ise bu sektörde yalnızca operasyonel verimliliği artıran bir araç değil; ürün geliştirme, kalite kontrol, saha uygulamaları ve pazar öngörüsü gibi alanlarda şirketlere yeni bir rekabet gücü kazandırabilecek stratejik bir kaldıraç olarak görülüyor. ODE Yalıtım Genel Müdürü Barış Haznedar, yapay zekanın yalıtım sektörüne etkisini, ODE Yalıtım’ın dijitalleşme yaklaşımını ve yapay zeka çağında değişen “iyi bina” tanımını TRAI’ye anlattı.

– Yalıtım, Türkiye için oldukça kritik öneme sahip bir sektör. Yapay zeka sizce yalıtım alanında ne gibi fırsatlar yaratabilir?

Hayatımızın her alanını çok daha kolay ve verimli hale getiren yapay zekanın, yalıtım sektöründe de benzer bir etki yaratmasını bekliyoruz. Çünkü YZ o kadar güçlü bir şekilde geliyor ki, hiçbir sektörün veya sistemin bunun dışında kalması mümkün olmayacak. Yapay zeka yalıtım sektöründe ürün tasarımından üretime, ürünlerin piyasaya sunulma yönteminden sahada uygulanmasına kadar her alanda katkı sağlayabilir. Örneğin daha önceleri tamamen ARGE öngörü hesapları ve fiili reçete denemeleri ile yürütülen yeni ürün geliştirme süreçlerinde, istediğiniz performans kriterlerini yerine getirecek bir ürün tasarımını YZ katkısı ile ürünün adeta bir dijital ikizini oluşturarak tamamlayabilirsiniz. Biz de ODE olarak bu konuda Almanya’dan getirdiğimiz ve yalıtım sektörüne özel bir uygulama kullanıyoruz ve böylece bazı ürün gruplarımızda daha hiç deneme üretimi yapmadan bir reçeteyi ve proseste belli parametreleri kullandığımızda neticede elde edeceğimiz ürünün ısı iletkenliğinden yoğunluğuna kadar pek çok özelliğini önceden öngörebiliyoruz. Bu da bizi hem deneme üretimi maliyetlerinden, hem de zaten tam kapasite çalıştığımız için deneme üretimi sırasında yaşayacağımız kapasite ve ciro kaybından kurtarıyor. Bu ön hesaplamalarda bizi tatmin eden bir sonuca ulaşınca, ancak artık en son aşamada nihai deneme üretimini yapıyoruz.

Bir diğer örnek olarak, kullanıcılar yalıtım ürünü seçerken YZ’den destek alabilirler. Örneğin yaşadığımız konumun iklimi ve yapıların özellikleri göz önüne alınarak nasıl bir yalıtım sistemi uygulayacağınıza YZ destekli olarak karar verebilirsiniz. Kuşkusuz bu da neticede enerji verimliliğine katkı sağlayacak, ısınma veya soğutma için harcayacağınız enerjiyi düşürerek karbon salınımını azaltacak, sonuçta daha sürdürülebilir bir dünyada yaşam sürmemize destek verecek bir yaklaşım olur.

– ODE için yapay zeka; kalite kontrol, hata tespiti, fire azaltımı ve enerji verimliliği gibi alanlarda nasıl somut katkılar sağlayabilir? Sizce bu katkılar yapay zekayı yalnızca operasyonel bir verimlilik aracı değil, stratejik bir büyüme kaldıracı haline getirir mi?

Görüntü işleme konusunda uzman YZ uygulamaları zaten uzun bir süreden bu yana endüstride kalite kontrol ve hata tespiti alanlarında aktif olarak kullanılıyor. Oldukça hızlı bir bant üzerinde sürekli üretim yaptığınız bir senaryoyu düşünün, burada ürünlerinizde göz ile yakalamanın ve kısa süre içinde yorumlamanın çok zor olduğu anormallikleri YZ destekli sistemler sayesinde henüz ürün üretim hattınızda ilerlerken çok kısa süre içinde tespit edebiliyor ve derhal düzeltici önlem alabiliyorsunuz. Oysa bu imkanınız olmasaydı, ancak ürün hattın sonundan çıktığı son aşamada ve ancak sizin kalite kontrol testleri yaptığınız frekansınızdaki bir zamana denk gelirse ve oldukça dikkatli ve eğitimli gözler ile bakarsanız bu gibi kalite hatalarını fark edebilecektiniz. Ve siz hattan çıkan üründeki hatayı tespit edip düzeltmeye çalışana kadar, hattın içinde ilerleyen diğer ürünler bu akış içinde hatalı üretilmeye devam edecekti. Oysa YZ ile çok daha hızlı tespit ve aksiyon mümkün.

Bu ve benzeri tüm YZ uygulamaları üretimde hataları en aza indirmek, buna bağlı olarak hattan çıkacak ve kullanılamaz haldeki fireleri ortadan kaldırmak ve üstelik kullanılamayacak bir ürün için enerji harcamak gibi israflardan bizi kurtarıyor. Bunun maliyetleri düşürmek ve verimliliği artırmak gibi operasyonel etkilerini zaten tekrar vurgulamaya gerek bile yok. Ama bu tip teknolojileri kullanarak, normal şartlarda üretimi çok riskli veya zor olan ürünleri sorunsuz üretebilme yetkinliği kazanan firmaların piyasada stratejik anlamda da avantaj sağlayacağı çok açık. Düşünsenize, rakiplerinizin üretim zorluğu sebebiyle bir türlü piyasaya süremediği özel performanslı bir ürünü, fabrikanızda sorunsuz şekilde ve istenen miktarlarda üretip bu özel çözümü sadece siz piyasaya sunabiliyorsunuz. Bunun müşteri nezdinde sizi stratejik olarak da ne kadar ayrı bir yere getireceğini hayal ettiğinizde, YZ’nin getireceği stratejik avantajlar gözünüzde çok hızlı şekilde canlanmaya başlıyor.

Bizler de bu amaca yönelik olarak ODE Yalıtım’da “ODE 5.1” yaklaşımımız çerçevesinde dijitalleşme ve yapay zeka entegrasyonu üzerine çalışıyoruz. Burada “5.0” yeni bir ODE versiyonunu ifade ederken, “0.1” ifadesi ise işin olmazsa olmazı olan “insan”ı temsil ediyor. Bu da tüm çalışmalarımızın hem teknolojik gelişmeler ve sektörümüzün ihtiyaçları ile uyumlu, hem de ODE’de çalışanlarımız ile birlikte ve onların katkılarıyla hayata geçtiği için ODE’ye özel bir model olduğunu ifade ediyor. Tüm bu girişimlerimizin bize sadece operasyonel değil, stratejik avantajlar getireceğinden ve kaldıraç etkisi yapacağından eminiz.

– Yalıtımda ürün kadar doğru uygulama da kritik. Yapay zeka, saha uygulamalarının kalitesini artırmak ve uygulama hatalarını azaltmak için nasıl kullanılabilir?

Aslında klasik bir deyim ile ilerlersek, “Yalıtım sektöründe uygulama bir ürünü rezil de edebilir, vezir de…” diyebiliriz. Üstelik uygulama sadece el mahareti değil aynı zamanda bilgi birikimi gerektiren bir uğraş. Uygulama sırasında bazı ayrıntılar vardır ki bir uygulamacı olarak belki de yıllarca bu istisna durumlar ile hiç karşılaşmayabilirsiniz, ama karşılaştığınız zaman o konunun detayını ve çözümünü bilmek hayatınızı değiştirir. YZ bu alanda sunabileceği yüksek hafıza kapasitesi ve algılama yeteneği ile bir insanın sahip olabileceği ustalık bilgilerinden çok daha fazlasına sahip olabilir, böylece aynı biraz önce üretimde bahsettiğimiz YZ destekli görüntü işleme yöntemleri gibi araçlar kullanılarak uygulama sırasında da anormal bir durumun oluştuğunu insan gözünden veya algısından çok daha hassas şekilde tespit ederek hemen doğru çözümü önerebilir.

Benzer bir örnek olarak, bugün mevcut olan teknolojiler sayesinde 360 derece görüntüleme araçları ve YZ kullanarak aslında bir şantiyenin dijital ikizini çıkarmak ve daha sonra da şantiyede yapılan uygulamaları buradan takip etmek mümkün. Örneğin bu sistem sayesinde YZ bizler için “Şantiyede 100 palet ısı yalıtım malzemesi kullanılması gerekiyordu, oysa şu ana kadar sadece 60 palet yalıtım malzemesi uygulaması yapılmış görünüyor, şantiyenin depolama alanında uygulanmayı bekleyen sadece 10 palet daha yalıtım malzemesi var. Ama tüm bunların toplamı, aslında uygulanması gereken 100 palete denk gelmiyor. Yalıtım uygulamalarında bir hata mı var, eksik malzeme mi kullanıldı, yoksa beklenen malzemelerin şantiyeye gelişi mi gecikti, sorun nedir?” diye bir sorgulama bile yapılabilir.

– Yapay zeka destekli analizler doğru yalıtım çözümünün seçilmesinde nasıl bir rol oynayabilir?

Yalıtımda ürün seçiminde bizim her zaman önerdiğimiz yöntem, konu hakkında uzman kişilerden görüş ve destek alınması. Çünkü yalıtım sistemleri çok katmanlı, birbiri ile etkileşim içinde olan ve hepsinden de önemlisi bir kez uygulandıktan sonra belki yıllarca bir daha müdahale edemeyeceğiniz ama size yıllarca doğru şekilde hizmet vermesini beklediğiniz çözümlerdir.

Burada YZ desteği, aynı biraz önce bahsettiğimiz ürünleri uygulama aşamasında olduğu gibi daha öncesinde doğru ürün seçiminde de kullanılabilir. Hem mevcut durumun analizi (Örneğin ısı yalıtımı için projenizin yer aldığı konumdaki gelecekte beklenen iklim şartlarını geçmiş on yıllar boyunca elde edilmiş meteorolojik verilerden derleyerek belirleyebilir) hem de doğru ürünün seçimi (YZ’nin sahip olduğu çok yüksek veri depolama ve işleme kapasite sayesinde eldeki verilerin uzmanlık gerektiren veriler ile eşleştirilerek doğru ürünü ve doğru uygulamayı seçebilir) konularında çok büyük fayda sağlayabilir.

Öte yandan, işin içinde bir de yabancıların “dark data” adını verdikleri “karanlık veri” gerçeği var. Burada bahsedilen konu, şirketlerde bazıları kişilerin sadece hafızasında olan, bazıları e-mail yazışmalarında, kimileri telefon uygulamaları mesajlaşmalarında, bir diğer kısmı kimi çalışanların kendi tuttukları hesap tablosu veya sunum dosyalarında kalmış ve yapılandırılmamış durumda olan veriler. Kimi tahminlere göre şirketlerdeki bu tip yapılandırılmamış karanlık veriler, şirket verilerinin toplamının %80’ine kadar varabiliyor. Yalıtım çözümü seçimi bir uzmanlık konusu olduğu için, bu alanda çalışmış kişilerin geçmişten bu yana sahip oldukları bu yapılandırılmamış verilerin ortaya çıkartılması, analiz edilmesi, özetlenmesi ve yapılandırılmış bir şekilde sonraki nesillere aktarılabilecek bir yapıda kayıt altına alınması için YZ çok etkin biçimde işin içine girebilir.

– Yeşil dönüşüm, karbon ayak izi ve çevresel ürün regülasyonları gibi başlıklar yapı malzemeleri sektörünü dönüştürüyor. Yapay zeka bu uyum ve raporlama süreçlerinde nasıl katkı sağlayabilir?

Bildiğiniz gibi başta karbon ayak izi hesaplaması gibi örneklerde olduğu üzere bu tip konularda KPI olarak göz önüne alınan pek çok parametre, aslında elinizdeki başka verilerin bir şekilde yorumlanması ve bunlara dayalı bazı matematiksel hesapların yapılması sonucu ortaya çıkıyor. Bu açıdan bakınca direkt ölçüm yaptığınız veriler bir yana, ölçülen bu verilerin bir de doğru olarak analizi ve yorumlanması da işin içine giriyor.

Aynı veriyi farklı kişilerin farklı uzmanlık bakış açısı ile ele alıp, farklı şekilde yorumlamaları gayet olası. Oysa eğer yapay zeka sistemleriyle ilerlenirse, burada standartları belirlemek ve farklı veri setlerinin her zaman aynı kriterlere uygun şekilde değerlendirilmesini sağlamak mümkün olacaktır. Bu da uyum ve raporlama konularında geniş ölçekli bir standardizasyona adım atmamızı sağlar. Bu şekilde bir standart ölçüm yaklaşımı, çevreye gerçekten değer veren ve operasyonlarını buna uygun şekilde düzenleyen bilinçli firmaların, aynı yaklaşıma sahip olmayan diğer firmalar tarafından haksız rekabete sürüklenmesini de engellemiş olur.

Biz ODE Yalıtım olarak tüm tesislerimizde Sıfır Atık Belgesi’ne sahibiz ve 2050 karbon nötr hedefimiz doğrultusunda “Yeşil Dünya Hedefimiz” ve “Sıfır Karbon Misyonumuz” çerçevesinde somut adımlar atıyoruz. Yapay zekanın bu gibi uyum ve raporlama süreçlerinin daha şeffaf, ölçülebilir ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesini destekleyeceğine inanıyoruz.

– ODE’nin uluslararası pazarlardaki varlığı düşünüldüğünde, yapay zeka global talep tahmini, pazar önceliklendirmesi ve rekabet yönetiminde nasıl bir avantaj sunabilir?

Global ölçekte pazar araştırması ve talep tahmini konularına baktığımızda, burada YZ modelleri sadece kolaylıkla görüneni değil, biraz daha perde arkasında kalan veya gözden kaçan faktörleri de göz önüne alarak karmaşık bir tahminleme yapmak zorunda kalacaktır. Bu da açıkçası zorlu bir süreç. Bir ülkedeki yalıtım pazarını etkileyen faktörler arasında ülkenin iklimi, insanların yaşam biçimi ve kültürü, ekonomik şartları, yasal düzenlemelerin getirdiği şartlar, denetim ve rekabet koşulları gibi çok fazla sayıda değişken var. Bunlar yetmezmiş gibi tüm dünyada son dönemde çok sık yaşadığımız global krizlerin kaçınılmaz etkileri de devreye giriyor: Bir COVID virüsü hiç yoktan ortaya çıkıp hepimizin yaşam tarzını kökten değiştiriyor veya dünyanın bir köşesindeki savaş yüzünden global enerji ve hammadde tedarik zincirleri koparak tüm dünya ticaretini sekteye uğratıyor.

Örnek verdiğim bu gibi sebeplerden dolayı global ölçekte bir öngörü hazırlamak, YZ için bile şu anda bence zorlayıcı bir faaliyet. YZ’den fayda elde etmenin temelinde temiz bilgi ile işe başlamak olduğunu hepimiz biliyoruz, yani YZ’ye siz ne kadar eksiksiz, doğru ve gereksiz gürültü sinyallerinden arındırılmış bir veriyi girdi olarak sağlarsanız, yapay zeka da size o kadar iyi çıktı üretiyor. Global pazarda herkesin üzerinde hemfikir olabileceği şekilde böyle bir temiz bilgi setini oluşturmak da çok zor.

Fakat fili parça parça yemek yaklaşımıyla çalışıp daha küçük coğrafyalarda ve daha dar oyun alanlarında YZ ile bu konuda çalışmaları başlatırsak, o zaman anlamlı sonuçlar elde edebileceğimize inanıyorum. Neticede tüm YZ uygulamaları gibi global pazar bilgisi üzerinde yapılacak analiz ve çıkarımlar da sürekli gelişim gösteren bir yolculuk olacaktır. Bu yolculuğa daha erken çıkan firmalar, global piyasalarda da rakiplerinden daha önde gidecekler.

– Yapay zeka çağında “iyi bina” tanımı sizce nasıl değişiyor?

Yıllar önce “akıllı bina” tanımı hayatımıza girdi, ama bugün YZ teknolojisinin geldiği noktaya bakınca bunların aslında akıllı bina olmaktan çok pratik binalar olarak tanımlanması sanki daha doğru gibi geliyor. YZ ile birlikte gelen imkanlar, “iyi bina” için hayal gücümüzü zorlayıcı niteliklere kadar ilerleyebilir. YZ destekli bir bina kendi teras çatısındaki su yalıtım performansını ölçüp, sıkıntı yaşanan konularda tespitler yapıp, bu sıkıntıların derhal düzeltilmesi için uygulanması gereken çözümleri bulup, bu çözümleri sunabilen firmalar ile iletişime geçip, aksiyon aldırabilir. Yani mevcut akıllı evlerde olduğu gibi internetten bağlantı yapınca eve gelmeden kombinizi yakarak önceden ısıtma yapmaktan çok daha ileride bir seviyeden bahsediyorum.

Bu bağlamda YZ destekli iyi binaların, içinde yaşayan kişilerin hayatını çok daha güvenli ve konforlu hale getirmek için otonom biçimde hareket edebilecekleri bir yapıya doğru gittiğimizi düşünüyorum. Belki bugün için baktığımızda bu söylediklerim ütopya gibi görünebilir, ama unutmayalım ki bugün sahip olduğumuz pek çok teknolojik imkan bundan çok değil 3-5 yıl önce konuşulsa onlar da ütopya olarak algılanırdı.

Benzer Haberler