Yapay Zeka: Yapay Çiçek mi, Yapay Işık mı? Hangi yapay?

Yazar: Mehtap Doğan

Yapay zeka, makinelere zeka kazandırmak üzere yapılandırılmış bir alandır. Yapay zeka ifadesinde, alanın amacına yönelik olarak hepimizin üzerine akıl yürüttüğü ilk husus “zeka” kelimesi olmaktadır. Oysaki diğer birçok alanda olduğu gibi bu alanın da ilk tartışma konularından birisi hangi isimle anılması gerektiği olmuş ve “zeka” kelimesinden ziyade “yapay” kelimesinin uygunluğu tartışılmıştır. Bugün zekice işler yapan makineler ya da bilgisayar programlarından bahsederken yerleşik olarak kullandığımız bir kavram olan “yapay zeka” üzerinde uzlaşılması zaman almıştır. 1950’lerde yapay zeka alanının çıkış noktası olarak kabul edilen Dartmouth Yaz Projesi’nde “yapay” kelimesi, yapılan işe gerçekliği olmayan bir görünüm verdiği ve yapılan işte sanki bir düzmece varmış hissi uyandırdığı gibi gerekçelerle yüksek sesle eleştirilmiştir. Yapay kelimesinin bir sahtelik çağrıştırdığı ve bu çağrışımın alanın gücü ve önemini gölgeleyeceği düşünülmüş olsa da alternatifleri arasından ifade edilmek isteneni en iyi şekilde verebilecek olanın “yapay zeka” olduğu kabul edilmiştir.

Yapay kelimesinin gündelik dilde kullanımı iki farklı gönderime sahiptir. Buna göre, görünüş ve işlevsel olarak gerçek olan ancak insan yapımı olması nedeniyle yapay olarak adlandırılan bir yapaylık ile yalnızca görünüş bakımından gerçek olan ancak işlevselliği aynı olmayan bir yapaylık birbirlerinden farklıdırlar. Işık, doğal ışığın insan yapımı hâlidir; yapay da olsa doğal ışığın işlevi olan aydınlatmayı bütünüyle yerine getirebilir. Fakat bu durum yapay çiçek için farklıdır; yapay çiçek görünüşte doğal çiçeğin bir taklidi olsa bile canlılık ve işlevi bağlamında gerçek bir çiçek değildir. 

Yapay Çiçek ve Yapay Işık Metaforu

Yapay çiçek ve yapay ışık metaforu, yapay zeka kavramının nasıl anlaşılması gerektiği konusunda iyi bir yol göstericidir. Yapay çiçek gibi bir yapay zeka, düşünebiliyormuş gibi görünen ancak basit bir hesaplama modelinden fazlası olmayan simülasyon bir zekayı ifade etmektedir. Buna karşılık, yapay kelimesinin ışıkta olduğu gibi kullanıldığını savunanlar, yapay zekanın insanlar tarafından üretilmiş olmasına rağmen insanlardan farklı tarzda bile olsa, gerçek olarak düşünebileceğini iddia ederler. Bu yaklaşıma göre, nasıl bir arabadaki hareket ile tavşandaki hareket veya insandaki hareket birbirlerinden farklıysa veya nasıl kuşun uçması ile uçağın uçması birbirinden farklıysa yapay zekaların düşünmesi de insandan bu bağlamda farklıdır. Ancak nasıl ki arabada gerçek bir hareket, uçakta gerçek bir uçuş varsa makinelerin düşünmesi de gerçek bir düşünmedir.

Bugünlerde yapay zeka teknolojisinin ulaştığı noktanın yapay çiçek metaforunun epey ilerisinde olduğunu görebilmek zor değildir. Bilgisayarların yalnızca görünüş olarak “zeki” olduklarını söylersek haksızlık etmiş oluruz. Yapay zeka uygulamaları her ne kadar tanıdıklarının farkında olmasalar da yüzlerimizi tanıyorlar; anlamadan da olsa konuştuklarımıza alakalı cevaplar veriyor, farklı dillerden doğru çeviriler yapıyorlar; otomobil sürebiliyorlar; bize okumak isteyebileceğimiz kitapları, izlemek isteyeceğimiz filmleri önerebiliyorlar. Kısaca işlevsel olarak da zekanın gerektirdiği şeyleri yapmakta oldukça gelişmiş görünüyorlar; yaptıkları işleri anlamaları ya da farkında olmalarının önemi gittikçe azalıyor. Yine de biz onlara “zeki” demekten imtina ediyoruz. Fakat uçağın uçtuğunu söylerken hiçbir çekincemiz yok. Uçaktaki uçuşun doğal olmamasının bizim için hiçbir önemi yok. Neden olsun ki? Sayesinde okyanusları birkaç saat içerisinde aşıyoruz. Ya da geceleri evimizde kullandığımız ışığın yapaylığına hiçbir zaman vurgu yapmıyoruz. Neden yapalım ki? Sayesinde gündüz yaptığımız her işi aynı şekilde geceleri de yapabiliyoruz. 

Peki neden yapay zekanın sürekli yapaylığına gönderme yapıyoruz, ona zeki demekteki çekincemiz neden? Çünkü zekanın biyolojik varlıklara has ve hatta en çok insana has bir nitelik olduğu anlayışına bağlı kalmak kendimizi güçlü hissetmemize neden oluyor. Ancak her ne kadar kabullenmekte zorlansak da yapay zeka teknolojisi de artık uçak gibi, ışık gibi doğal hayatın yapaylığı önemli olmayan bir parçası ve kendi yerini kendisi sağlamlaştırmaya devam ediyor. Yapay zekanın yapaylığını sorgulamayacağımız günler yakındır.

Not: Bu yazıyı Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden Dr. Mehtap Doğan, Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi için kaleme aldı.

İletişim: mdogan@ybu.edu.tr

 

 

Mehtap Doğan’ın Önceki Yazıları

İlk Taşı Turing Attı: Taklit Oyunu

Çince Odası

 

 

TRAI

Recent Posts

99.TRAI Meet-Up’ta “Pazarlama ve Yapay Zeka: Geleceğin Stratejileri” Konuşuldu

2017 yılından bu yana her ayın üçüncü çarşambası düzenlediğimiz TRAI Meet-Up serisinin 99’uncusunu 19 Kasım…

1 hafta ago

Çin, Yerli Yapay Zeka Çiplerini Desteklemek İçin Teknoloji Devlerine Ucuz Enerji Sunuyor

Çin hükümetinin teknoloji şirketlerine daha ucuz elektrik tarifeleri sunduğu ve bunun yerli yapay zeka çiplerinin…

4 hafta ago

OpenAI ve Amazon Arasında 38 Milyar Dolarlık Anlaşma

OpenAI, sistemlerini Amazon Web Services üzerinde çalıştırmak ve yüz binlerce Nvidia GPU’ya erişmek için Amazon…

4 hafta ago

Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde Katılım Rekoru

Bu yıl sekizincisini düzenlediğimiz Türkiye Yapay Zeka Zirvesi, ülkemizdeki yapay zeka ekosisteminin önde gelen isimlerini,…

1 ay ago

TRAI Yapay Zeka Araştırması Yayında!

Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji değil; ekonomilerin motoru, rekabetin yeni ölçüsü. Türkiye Yapay Zeka…

1 ay ago

98. TRAI Meet-Up’ta “Hukuk, Etik ve Felsefe Perspektifinden Yapay Zeka” Konuşuldu

2017 yılından bu yana her ayın üçüncü çarşambası düzenlediğimiz TRAI Meet-Up serisinin 98’incisini 15 Ekim…

1 ay ago