110. TRAI Meet-Up’ta, yapay zekanın enerji, lojistik ve üretim süreçlerinde yarattığı dönüşümü; görüntü işlemeyle kalıp eşleştirmeden akıllı belge yönetimine, girişimlerle geliştirilen enerji çözümlerinden kurumsal yapay zeka altyapılarına kadar uzanan bir çerçevede ele aldık. 21 Ekim 2026 tarihinde online olarak gerçekleştirdiğimiz etkinlikte IBSS Teknoloji, Ekol Lojistik, Enerjisa ve GlassHouse’dan konuşmacılarımızı ağırladık.
Moderatörlüğünü TRAI Ekosistem Direktörü Betül Kübra Ekinci’nin üstlendiği etkinlikte, yapay zeka projelerinin sahada nasıl uygulamaya alındığı ve yarattıkları iş değerinin nasıl ölçüldüğü üzerinde duruldu. Konuşmacılarımız, zaman tasarrufu ve kaynak verimliliğinin yanı sıra insan denetimi, kullanıcı adaptasyonu ve veri güvenliğinin projelerin başarısındaki rolünü paylaştı.
Etkinliğin ilk konuşmacısı İbrahim Halil Akyüz (IBSS Teknoloji Yazılım Geliştirme ve Ar-Ge Direktörü), alüminyum profillerinin görüntü işleme desteğiyle tanınması ve mevcut kalıplarla eşleştirilmesi üzerine geliştirdikleri çözümü anlattı.
Sistem Alüminyum’da kullanılan uygulamanın, müşteriden gelen teknik çizimleri veya sahada çekilen profil fotoğraflarını binlerce mevcut ürünle karşılaştırarak benzerlik skorlarına göre sıraladığını aktaran Akyüz, bu sayede yeni bir kalıp üretmeden önce mevcut seçeneklerin değerlendirilebildiğini belirtti. Müşterinin ihtiyacını karşılayan benzer bir kalıbın bulunmasının üretim maliyetini ve teslim süresini azaltma fırsatı sunduğunu ifade etti.
Akyüz, uygulamanın şirketin geçmiş üretim bilgisini erişilebilir hale getirerek kişilerin hafızasına bağlı işleyişi sistematik bir yapıya taşıdığını vurguladı. Nihai teknik değerlendirmenin kullanıcıda kaldığını, yapay zekanın uygun seçenekleri görünür kılarak karar sürecini desteklediğini paylaştı.
Batı Sert (Ekol Lojistik AI Team Leader), “Frictionless Data” yaklaşımı üzerinden lojistik operasyonlarında verinin yapılandırılması ve ihtiyaç duyulan bilgiye anında erişim için geliştirdikleri uygulamaları aktardı.
Kurumsal veriler üzerinde doğal dille sorgulama yapılmasını sağlayan Sherlock uygulamasını tanıtan Sert, sisteme bağlı video ajanının paketleme kayıtlarına erişim sürecini nasıl hızlandırdığını anlattı. Daha önce müşteri temsilcileri, operasyon ekipleri ve farklı sistemler arasında yürütülen; ilgili videonun bulunması, işlenmesi ve yüzlerin maskelenmesi gibi adımları içeren sürecin 48 saate kadar uzayabildiğini belirtti.
Sert, geliştirilen uygulamayla video taleplerine ortalama 31 saniyede dönüş sağlandığını, taleplerin %99’unun ise beş dakikanın altında karşılandığını paylaştı. Kamera ve paketleme masası eşleşmelerinin QR kodlarla güncel tutulmasının, değişken saha koşullarında sistemin sürdürülebilir biçimde çalışmasını sağladığını aktardı.
Yiğit Demirşan (Ekol Lojistik AI Forward Deployed Engineer), antrepo operasyonlarında e-postayla gelen belgeleri tanıyan, verilerini çıkaran ve ilgili kayıtlarla eşleştiren akıllı belge işleme uygulamasını paylaştı.
Beyannameler, araç evrakları ve vergi makbuzları gibi farklı dokümanların otomatik olarak sınıflandırıldığını belirten Demirşan, sistemin birden fazla dosyaya bölünmüş belgeler arasındaki ilişkileri kurabildiğini ve tekrar gönderilen dokümanları tespit ederek mükerrer kayıt oluşmasını engellediğini anlattı.
Demirşan, yapay zekanın çıkardığı verilerin kullanıcıya kontrol edilebilir bir taslak olarak sunulduğunu ve nihai onayın insanda kaldığını vurguladı. Uygulamanın ekranlarını tasarlarken saha ekiplerinin günlük çalışma alışkanlıklarını incelediklerini; kullanıcıların kayıtları tek bakışta değerlendirebildiği ve hatalı alanları aynı ekran üzerinde düzeltebildiği bir yapı oluşturduklarını aktardı. Böylece çalışanların veri girişine ayırdığı zamanın kontrol ve operasyon yönetimine yönlendirilebildiğini belirtti.
Tümay Solak (Enerjisa Innovation Manager), enerji sektöründeki ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirmek için girişimlerle nasıl çalıştıklarını ve bu iş birliklerini hangi kriterlerle değerlendirdiklerini anlattı.
Enerjisa’nın saha deneyimi, operasyonel verileri ve sektör bilgisini girişimlerin hız, esneklik ve teknoloji yetkinliğiyle bir araya getirdiklerini belirten Solak, İVME Programı kapsamında pilot çalışmalarla başlayan iş birliklerinin başarılı sonuçlar elde edildiğinde hizmet alımına ve kurum içinde yaygınlaştırmaya dönüştüğünü aktardı.
Dağıtım tarafında şebeke varlıkları, iş sağlığı ve güvenliği, kayıp-kaçak tespiti; perakende tarafında ise müşteri deneyimi, sesli yapay zeka ajanları ve müşteri kaybı analizi gibi alanlarda çalıştıklarını paylaştı.
Solak, başarılı bir pilot için problemin sahibinin, mevcut durumun ve başarı kriterlerinin başlangıçta netleştirilmesi gerektiğini vurguladı. İş birimleri ve IT ekiplerinin projeyi birlikte sahiplenmesinin; hukuk, satın alma ve veri güvenliği süreçlerinin erken aşamada ele alınmasının önemine değindi. Başarıyı değerlendirirken canlıya geçiş oranını ve ölçülebilir iş etkisini takip ettiklerini, küçük başlayan projelerin faydası kanıtlandıkça kapsamını büyüttüklerini belirtti.
Etkinliğin son konuşmacısı Arda Deniz Çelik (GlassHouse Çözüm Mimarı), kurumsal yapay zeka projelerini veri egemenliği ve altyapı ihtiyaçları açısından değerlendirdi. Türkiye’de konumlandırılan GPU, model ve platform hizmetleri üzerinden kurumların farklı kullanım senaryolarını nasıl hayata geçirebildiğini anlattı.
GlassHouse’un kendi satış süreçlerinden bir örnek paylaşan Çelik, sözleşme, şartname ve hizmet bilgilerinin yapay zeka desteğiyle tek bir arayüzden erişilebilir hale getirildiğini aktardı. 16 bini aşkın dokümanın analiz edildiği bu yapının teklif hazırlama ve müşteriye dönüş süreçlerinde aylık yaklaşık 600 saatlik zaman kazancı sağladığını belirtti.
Çelik ayrıca üretim hatlarında görüntüyle hata tespiti, gümrük belgelerinin sınıflandırılması ve eşleştirilmesi, teknik şartnamelerle tekliflerin karşılaştırılması gibi uygulamalara değindi. Kurumların öncelikle doğru kullanım alanlarını belirlemesi, iş süreçlerini bu doğrultuda tasarlaması ve büyüyen ihtiyaçları karşılayabilecek güvenli bir altyapı oluşturması gerektiğini vurguladı.
Etkinliğin kapanış bölümünde, yapay zeka projelerinden beklenen iş değeri, otonom sistemlere geçiş, veri güvenliği ve çalışanların yeni uygulamalara adaptasyonu üzerine katılımcılardan gelen sorular yanıtlandı.
Konuşmacılar, projelerin değerini ortaya koymak için çözülen problemin ve başlangıç koşullarının açık biçimde tanımlanması gerektiğine dikkat çekti. Zaman kazancı, maliyet azalması, hizmet hızı ve kaynak kullanımındaki iyileşmelerin birlikte değerlendirilmesi üzerinde duruldu.
Otonom sistemlere geçiş konusunda ise hata toleransı ve insan denetimi öne çıktı. Kritik kararlarda insanın rolünün korunması, otomasyonun kullanım alanının risklere göre belirlenmesi ve sistemlerin sahada test edilerek geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Kurumsal adaptasyon başlığında, kullanıcıların tasarım sürecine dahil edilmesinin ve uygulamaların mevcut çalışma alışkanlıklarını gözetmesinin önemi vurgulandı. Bireysel yapay zeka kullanımından kurumsal kullanıma geçerken erişim yetkileri, model seçimi, veri paylaşımı ve canlıya alma süreçleri için ortak bir yöntem oluşturulması gerektiği paylaşıldı. Güvenlik tarafında ise hassas bilgilerin maskelenmesi, yapay zekaya özgü güvenlik katmanları ve veri egemenliği ele alındı.
Bir sonraki buluşmamız olan TRAI Meet-Up #111, 25 Kasım 2026 tarihinde “Telekomda Yapay Zeka Dönüşümü” başlığıyla online olarak gerçekleştirilecek. Öncesinde ise 11–12 Kasım 2026 tarihlerinde 9. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde bir araya geleceğiz.
110. TRAI Meet-Up’ın tamamını YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.
Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’ni bu yıl dokuzuncu kez, 11–12 Kasım 2026 tarihlerinde “Ajanlar Aramızda” temasıyla…
TRAI Girişim Haritası'ndaki Yapay Zeka Startupları 500'ü Aştı!
Satış Sonrası Süreçlerde Yapay Zeka Dönüşümü Başladı
Yapay zeka ekosisteminde bu hafta iki eğilim aynı anda öne çıktı. Bir tarafta gelişmiş modeller…
Bankacılıkta Tahsilat Operasyonlarında Kurum İçi Sesli Yapay Zeka Dönüşümü
Bordro süreçlerinde en büyük problem genelde hesaplama değil, sürecin kendisidir. Veriler farklı yerlerden toplanır, Excel…